Oran düşerken durum kötüleşebilir. Çünkü mesele sayının kendisi değil, paydası.
Karadut Sokağı · üç kapı, üç cevap
Deniz bir sabah sokakta kimin çalıştığını saymaya karar verdi. Basit görünüyordu. Değildi.
İlk kapı: Emre. Üç aydır iş arıyor, her hafta başvuru yapıyor, yarın çağırsalar bugün başlar. Deniz defterine yazdı: işsiz.
İkinci kapı: Hatice. O da iş arıyordu — geçen yıl. Altı ay boyunca hiçbir yerden cevap gelmeyince aramayı bıraktı. "İş olsa giderim ama artık bakmıyorum, boşuna."
Deniz duraksadı. Hatice çalışmıyordu ve çalışmak istiyordu. Ama aramıyordu. Resmî tanıma göre işsiz sayılmıyordu; iş gücünün dışında kabul ediliyordu.
Üçüncü kapı: Mert. Haftada on saat çalışıyor, tam gün istiyor ama bulamıyor. Resmî tanıma göre o istihdamda. Yani işsiz değil.
Deniz hesabı yaptı ve şaşırdı. Hatice aramayı bıraktığı gün, sokağın işsizlik oranı düşmüştü. Kimse işe girmemişti. Sadece bir kişi umudunu kesmişti.
Salih Usta’ya anlattı. "Yani oran düşünce sevinmeyeceğiz öyle mi?" "Sevinmeden önce bir soru daha soracağız usta: kaç kişi aramayı bıraktı?"
Deniz defterine yazdı: "İşsizlik oranının payı kadar paydası da önemlidir. İnsanlar umudunu kesince payda küçülür ve oran, hiçbir şey düzelmeden düşer."
Bir kişinin resmî tanıma göre işsiz sayılması için üç koşulun birlikte sağlanması gerekir: çalışmıyor olmak, son dönemde aktif olarak iş aramış olmak ve işbaşı yapmaya hazır olmak. Üçünden biri eksikse o kişi işsiz sayılmaz. Bu, kötü niyetli bir tanım değildir; ülkeler arası karşılaştırma yapılabilsin diye üzerinde uzlaşılmış uluslararası bir standarttır. Ama sınırlarını bilmek gerekir.
Nüfus üçe ayrılır. Çalışma çağındaki nüfus (genellikle 15 yaş ve üzeri), ikiye bölünür: iş gücü (çalışanlar + iş arayanlar) ve iş gücünün dışındakiler (öğrenciler, emekliler, ev içi sorumluluk üstlenenler, umudunu kesenler). İşsizlik oranının paydası çalışma çağındaki nüfus değil, yalnızca iş gücüdür.
Buradan ilk tuzak çıkar: birisi aramayı bıraktığında hem paydan hem paydadan düşer. Sonuç, oranın azalmasıdır. Yani işsizlik oranı iki farklı sebeple düşebilir: insanlar işe girdiği için ya da insanlar umudunu kestiği için. İkisi taban tabana zıt haberlerdir ama aynı rakamı üretir. Bu yüzden oranın yanında istihdam oranı (çalışanların çalışma çağındaki nüfusa oranı) da izlenir; o oran umut kesmekle yükselmez.
İşsizliğin türleri de aynı değildir. Friksiyonel işsizlik, iş değiştirirken geçen kısa dönemdir ve sağlıklı bir ekonomide bile vardır. Mevsimsel işsizlik turizm ve tarım gibi alanlarda takvimle gelir gider. Konjonktürel işsizlik ekonomi yavaşladığında artar, canlandığında azalır. En zoru yapısal işsizliktir: aranan beceri ile var olan beceri uyuşmuyordur; büyümeyle kendiliğinden çözülmez, eğitim ve dönüşüm gerektirir.
Ülkeleri yalnızca işsizlik oranıyla karşılaştırmak yanıltıcıdır. Asıl ayrım iş gücüne katılma oranında, özellikle de kadınların katılımında ortaya çıkar. Aynı işsizlik oranı, çok farklı iki tabloyu gizleyebilir.
| Ülke | İşsizlik | Katılma oranı | Kadın katılımı | Ne anlama geliyor? |
|---|---|---|---|---|
| 🇹🇷Türkiye | ~%9 | ~%54 | ~%36 | Asıl mesele işsizlik oranı değil katılım: çalışma çağındaki her iki kişiden biri iş gücünün dışında. |
| 🇩🇪Almanya | ~%3 | ~%62 | ~%57 | Düşük işsizlik ve yüksek katılım bir arada. En sağlıklı bileşim budur. |
| 🇪🇸İspanya | ~%12 | ~%59 | ~%54 | Yüksek işsizlik ama yüksek katılım: insanlar iş arıyor, sistem yeterince iş üretemiyor. |
| 🇯🇵Japonya | ~%3 | ~%63 | ~%55 | Çok düşük işsizlik; asıl kısıt iş bulamamak değil, çalışabilecek insan bulamamak. |
| 🇸🇪İsveç | ~%8 | ~%67 | ~%65 | İşsizlik ortalamanın üstünde ama katılım çok yüksek; kadın-erkek farkı neredeyse kapanmış. |
| 🇮🇳Hindistan | ~%5 | ~%50 | ~%25 | Düşük işsizlik oranı iyi bir haber gibi durur; ama katılımın düşüklüğü tabloyu tersine çevirir. |
İşsizlik oranı çalışma çağına değil, iş gücüne bölünür.
Aramayı bırakan kişi oranı düşürür, kimse işe girmeden.
Aranan beceriyle var olan beceri uyuşmuyorsa büyüme yetmez.
İşsiz sayılmak için üç koşul birden gerekir: çalışmamak, son dönemde iş aramış olmak ve işbaşı yapmaya hazır olmak. Her biri için karar ver.
Genellikle 15 yaş ve üzeri kurumsal olmayan nüfus. Bütün iş gücü hesaplarının başlangıç kümesidir. Çocuklar bu kümenin dışındadır.
Çalışanlar + aktif olarak iş arayanlar. Çalışma çağındaki nüfusun yalnızca bir bölümüdür. İşsizlik oranının paydası budur — ve tuzakların çoğu buradan çıkar.
İş arayanların iş gücüne bölünmesi. Bir kişi aramayı bıraktığında hem paydan hem paydadan düşer ve oran azalır. Yani oran iki zıt sebeple düşebilir: işe girişler arttığı için ya da umut kesildiği için.
İş gücünün çalışma çağındaki nüfusa oranı. Bir ülkenin insan kaynağını ne kadar kullandığını gösterir. Katılım düşükse, düşük işsizlik oranı iyi haber değildir; sadece daha az kişinin sayıldığı anlamına gelir.
Çalışmak isteyen ama aramaktan vazgeçenler ile eksik istihdamda olanlar. Resmî orana girmezler; bu yüzden geniş tanımlı ölçüler hesaplanır. Resmî oran ile geniş oran arasındaki fark, iş piyasasının gizli kısmıdır.
Friksiyonel: iş değiştirirken geçen kısa süre; sağlıklıdır. Mevsimsel: turizm ve tarımda takvimle gelir. Konjonktürel: ekonomi yavaşlayınca artar, canlanınca azalır. Yapısal: aranan beceri ile var olan beceri uyuşmaz; büyümeyle çözülmez, eğitim ve dönüşüm gerektirir.
Pratik yöntem: bir işsizlik haberinde oranın yönüne bakma, üç sayıya birden bak — işsizlik oranı, katılma oranı ve istihdam oranı. Oran düşerken katılım da düşüyorsa, ortada iyi bir haber yoktur.
Karadut Sokağı’nda çalışma çağındaki 100 kişiden 50 tanesi ya çalışıyor ya da iş arıyor. İş gücüne katılma oranı yüzde kaçtır?
Karadut Sokağı’nda çalışma çağında 100 kişi var: 45 kişi çalışıyor, 5 kişi aktif iş arıyor, 10 kişi ise iş istiyor ama aramayı bırakmış. Sırayla hesapla.
aSokakta 45 kişi çalışıyor, 5 kişi aktif olarak iş arıyor. İş gücü kaç kişidir?
bResmî işsizlik oranı yüzde kaçtır?
cSokakta bir de 10 kişi var: iş istiyorlar ama aramaktan vazgeçmişler. Onları da katarsak geniş tanımlı oran yüzde kaç olur?
“Verimlilik” — modülün son dersi. Uzun vadede bir ülkeyi zenginleştiren şey daha uzun çalışmak mı, yoksa aynı sürede daha çok üretmek mi?